Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
important comments
claw bracket
star pattern
olfatoria
error protection coding
chain-driven
subclass
prig
tempranillo
Computerbetrug
programa operacional
base runner
let fall
calentar
anovulatorio
simpson
duvet
base initiale
construction manager
application-oriented language
Falschfahrt
common rush
disbar
grain refinement
conventional operating current
like something
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"like something"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
know something like the back of one's hand
f.
adı gibi bilmek
2
Genel
feel like something
f.
canı istemek
3
Genel
(for somebody) like (something)
f.
hoşa gitmek
4
Genel
(for somebody) like (something)
f.
hoşuna gitmek
5
Genel
keep something like a secret
f.
sır gibi saklamak
6
Genel
make something look like
f.
gibi göstermek
7
Genel
make something look like
f.
-miş gibi göstermek
8
Genel
something like
s.
aşağı yukarı
9
Genel
something like
zf.
gibi
10
Genel
something like
ed.
yaklaşık olarak
11
Genel
something like
ed.
kabilinden
12
Genel
something like
ed.
ihtimal ki
13
Genel
something like
ed.
kadar
Öbek Fiiller
14
Öbek Fiiller
come across like someone or something (to someone)
f.
gibi gelmek
15
Öbek Fiiller
come across like someone or something (to someone)
f.
gibi görünmek
16
Öbek Fiiller
come across like (someone or something)
f.
gibi görünmek
17
Öbek Fiiller
come across like (someone or something)
f.
gibi bir izlenim bırakmak
18
Öbek Fiiller
come across like someone or something (to someone)
f.
gibi bir izlenim bırakmak
19
Öbek Fiiller
come across like (someone or something)
f.
gibi gelmek
Konuşma Dili
20
Konuşma Dili
make out like (something is the case)
f.
(bir şey öyleymiş) gibi davranmak
21
Konuşma Dili
make out like (something is the case)
f.
(bir şey öyleymiş) gibi yapmak
22
Konuşma Dili
look like (something)
f.
(bir şey) gibi görünmek
23
Konuşma Dili
look like (something)
f.
(bir şey) izlenimi uyandırmak
24
Konuşma Dili
look like (something)
f.
(bir şey) olacak gibi olmak
25
Konuşma Dili
seem like (something)
f.
(bir şey) izlenimi vermek
26
Konuşma Dili
seem like (something)
f.
(bir şey) gibi görünmek
27
Konuşma Dili
seem like (something)
f.
(bir şeye) benzemek
28
Konuşma Dili
more like (something)
expr.
daha doğrusu (bir şey)
29
Konuşma Dili
more like (something)
expr.
daha iyi açıklamak gerekirse
30
Konuşma Dili
more like (something)
expr.
daha gerçekçi olmak gerekirse
31
Konuşma Dili
more like (something)
expr.
daha doğru/gerçekçi bir açıklamayla
32
Konuşma Dili
more like (something)
expr.
daha çok (bir şey) gibi
33
Konuşma Dili
something like that
expr.
ona benzer bir şey
34
Konuşma Dili
something like that
expr.
ona yakın bir şey
35
Konuşma Dili
something like that
expr.
benzeri bir şey
36
Konuşma Dili
something like that
expr.
onun gibi bir şey
37
Konuşma Dili
something like that
expr.
öyle bir şey
38
Konuşma Dili
does (one) look like (something)?
expr.
(birinin bir şey) gibi bir hali mi var?
39
Konuşma Dili
does (one) look like (something)?
expr.
(birinin bir şeye) benzer bir hali mi var?
40
Konuşma Dili
does (one) look like (something)?
expr.
(biri bir şey) gibi mi görünüyor?
41
Konuşma Dili
don't even look like (something)
expr.
(bir şeye) hiç kalkışma
42
Konuşma Dili
don't even look like (something)
expr.
(bir şey) yapayım deme
43
Konuşma Dili
don't even look like (something)
expr.
(bir şeye) hiç yeltenme
44
Konuşma Dili
don't even look like (something)
expr.
(bir şeyi) aklından bile geçirme
45
Konuşma Dili
or something (like that)
expr.
ya da öyle bir şey
46
Konuşma Dili
or something (like that)
expr.
veya benzer bir şey
47
Konuşma Dili
or something (like that)
expr.
gibi bir şey
48
Konuşma Dili
or something (like that)
expr.
ya da onun gibi bir şey
49
Konuşma Dili
or something (like that)
expr.
falan
50
Konuşma Dili
or something (like that)
expr.
falan gibi bir şey
51
Konuşma Dili
say what you like (about someone or something)
expr.
(biri/bir şey) hakkında istediğini söyle
52
Konuşma Dili
say what you like (about someone or something)
expr.
(biri/bir şey) hakkında ne dersen de/ne düşünürsen düşün
53
Konuşma Dili
there's nothing like (something)
expr.
(bir şeyden) daha iyisi yok
54
Konuşma Dili
there's nothing like (something)
expr.
(bir şey) gibisi yok
Deyim
55
Deyim
avoid someone or something like the plague
f.
vebalı görmüş gibi kaçmak
56
Deyim
avoid someone or something like the plague
f.
köşe bucak kaçmak
57
Deyim
look like something the cat dragged in
f.
çok pis görünmek
58
Deyim
look like something the cat brought
f.
çok pis görünmek
59
Deyim
avoid something like the plague
f.
bir şeyden bulaşıcı bir hastalıkmış gibi uzak durmak
60
Deyim
take to something like a duck to water
f.
(bir şeyi yapmayı) kolayca öğrenmek
61
Deyim
go at something like a boy killing snakes
f.
dört elle sarılmak
62
Deyim
go through something like a hot knife through butter
f.
kolayca kesmek
63
Deyim
cut through something like a hot knife through butter
f.
kolayca kesmek
64
Deyim
drop something like a hot potato
f.
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
65
Deyim
look like something the cat dragged in
f.
üstü başı perişan görünmek
66
Deyim
drop something like a hot brick
f.
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
67
Deyim
look like something the cat brought in
f.
üstü başı perişan görünmek
68
Deyim
drop something like a potato
f.
hemen rafa kaldırmak
69
Deyim
drop something like a hot brick
f.
hemen rafa kaldırmak
70
Deyim
look like something the cat brought/dragged in
f.
üstü başı pejmürde/dökülüyor/dağınık/yırtık pırtık vs. olmak
71
Deyim
make something seem like a picnic
f.
(bir şey başka bir şeyin) yanında çocuk oyuncağı gibi kalmak
72
Deyim
do something like it's going out of style
f.
bir aktiviteyi/işi aşırı abartarak yapmak
73
Deyim
need (something) like a fish needs a bicycle
f.
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
74
Deyim
need (something) like a fish needs a bicycle
f.
bir şeye kesinlikle ihtiyacı olmamak
75
Deyim
need (something) like a fish needs a bicycle
f.
bir şeyin kesinlikle hiçbir gereği olmamak
76
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
her karışını bilmek
77
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
ezbere bilmek
78
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
ciğerinin içini bilmek
79
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
(birisini ya da bir şeyi) avucunun içi gibi bilmek
80
Deyim
drop something like a hot brick
f.
birdenbire ilişkiyi kesmek
81
Deyim
drop something like a hot brick
f.
birdenbire bağları koparmak
82
Deyim
drop something like a hot brick
f.
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
83
Deyim
drop something like a hot brick
f.
başından atmak
84
Deyim
drop something like a hot brick
f.
bir projeyi sonlandırmak
85
Deyim
drop something like a hot brick
f.
aniden ilişkiyi sonlandırmak
86
Deyim
drop something like a hot brick
f.
bir projeyi rafa kaldırmak
87
Deyim
turn out like something
f.
böyle olmak
88
Deyim
turn out like something
f.
(bir şey) gibi olmak
89
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeyin) en ufak eksikliğini çekmemek
90
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeye) hiçbir şekilde ihtiyaç/istek/lüzum duymamak
91
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeye) hiç ihtiyacı olmamak
92
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şey) istediği/ihtiyaç duyduğu en son şey olmak
93
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeye) hiçbir şekilde gereksinim duymamak
94
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeyi) hiç ama hiç istememek
95
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeyi) zerre kadar istememek
96
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeye) kesinlikle lüzum/istek duymamak
97
Deyim
want (something) like (one wants) a hole in the head
f.
(bir şeye) karşı hiç istek duymamak
98
Deyim
squash (someone or something) (in) like sardines
f.
(birilerini/bir şeyleri) tıka basa doluşturmak
99
Deyim
squash (someone or something) (in) like sardines
f.
(birilerini/bir şeyleri) tıka basa sığıştırmak
100
Deyim
squash (someone or something) (in) like sardines
f.
(birilerini/bir şeyleri) balık istifi gibi sıkıştırmak
101
Deyim
squash (someone or something) (in) like sardines
f.
(birilerini/bir şeyleri) tıkış tıkış doldurmak
102
Deyim
squash (someone or something) (in) like sardines
f.
(birilerini/bir şeyleri) tıkıştırmak
103
Deyim
squash (someone or something) (in) like sardines
f.
(birilerini/bir şeyleri) balık istifi yapmak
104
Deyim
come across like (someone or something)
f.
(birisi ya da bir şey) gibi etki bırakmak
105
Deyim
come across like someone or something (to someone)
f.
(birisinde) birisi ya da bir şey gibi etki bırakmak
106
Deyim
come across like (someone or something)
f.
(birisi ya da bir şey) gibi görünmek
107
Deyim
come across like someone or something (to someone)
f.
(birisine) birisi ya da bir şey gibi görünmek
108
Deyim
come across like someone or something (to someone)
f.
(birisinde) birisi ya da bir şey gibi izlenim bırakmak
109
Deyim
come across like (someone or something)
f.
(birisi ya da bir şey) gibi görülmek
110
Deyim
come across like someone or something (to someone)
f.
(birisine) birisi ya da bir şey gibi görünmek
111
Deyim
come across like (someone or something)
f.
(birisi ya da bir şey) olarak değerlendirilmek
112
Deyim
come across like (someone or something)
f.
(birisi ya da bir şey) gibi izlenim bırakmak
113
Deyim
come across like someone or something (to someone)
f.
(birisi tarafından) birisi ya da bir şey olarak değerlendirilmek
114
Deyim
know (something) like the palm of (one's) hand
f.
(bir şeyi/yeri) çok iyi bilmek
115
Deyim
know (something) like the palm of (one's) hand
f.
(bir şeyi) adı gibi bilmek
116
Deyim
know (something) like the palm of (one's) hand
f.
(bir şeyi/yeri) avucunun içi gibi bilmek
117
Deyim
(do something) like it's going out of style
f.
(bir şeyi) kıtlıktan çıkmış gibi yapmak
118
Deyim
(do something) like it's going out of style
f.
(bir şeyi) yapmayı abartmak
119
Deyim
(do something) like it's going out of style
f.
(bir şeyi) hızlı hızlı yapmak
120
Deyim
(do something) like it's going out of style
f.
(bir şeyi) çok sık yapmak
121
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
yarın yokmuş gibi bir şey yapmak
122
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
yarın olmayacakmış gibi bir şey yapmak
123
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
yarın yokmuşçasına bir şey yapmak
124
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
fütursuzca bir şey yapmak
125
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
yarını/geleceği düşünmeden bir şey yapmak
126
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
geleceği düşünmeden bir şey yapmak
127
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
yarın yokmuşçasına bir şey yapmak
128
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
fütursuzca bir şey yapmak
129
Deyim
do something like there's no tomorrow
f.
yarını düşünmeden bir şey yapmak
130
Deyim
be drawn to (something) like a moth to a flame
f.
büyülenmiş gibi (bir şeyin) içine çekilmek
131
Deyim
be drawn to (something) like a moth to a flame
f.
büyülenmiş gibi (bir şeyin) cazibesine kapılmak
132
Deyim
drop (someone or something) like a hot potato
f.
(biriyle/bir şeyle) aniden ilişkiyi sonlandırmak
133
Deyim
drop (someone or something) like a hot brick
f.
(biriyle/bir şeyle) aniden ilişkiyi sonlandırmak
134
Deyim
drop (someone or something) like a hot brick
f.
(birini/bir şeyi) başından atmak
135
Deyim
drop someone or something like a hot potato
f.
biriyle/bir şeyle birdenbire bağları koparmak
136
Deyim
drop (someone or something) like a hot brick
f.
(biriyle/bir şeyle) birdenbire ilişkiyi kesmek
137
Deyim
drop someone or something like a hot potato
f.
birinden/bir şeyden hemen vazgeçmek
138
Deyim
drop (someone or something) like a hot brick
f.
(biriyle/bir şeyle) birdenbire bağları koparmak
139
Deyim
drop someone or something like a hot potato
f.
birini/bir şeyi bırakıvermek
140
Deyim
drop (someone or something) like a hot potato
f.
(birini/bir şeyi) başından atmak
141
Deyim
drop (someone or something) like a hot brick
f.
(biriyle/bir şeyle) derhal ilişkiyi kesmek
142
Deyim
drop (someone or something) like a hot potato
f.
(biriyle/bir şeyle) derhal ilişkiyi kesmek
143
Deyim
drop someone or something like a hot potato
f.
biriyle/bir şeyle derhal ilişkiyi kesmek
144
Deyim
drop (someone or something) like a hot potato
f.
(biriyle/bir şeyle) birdenbire bağları koparmak
145
Deyim
drop (someone or something) like a hot potato
f.
(biriyle/bir şeyle) birdenbire ilişkiyi kesmek
146
Deyim
feel like someone or something
f.
biri/bir şey hissi vermek
147
Deyim
feel like doing something
f.
bir şey yapmak istemek
148
Deyim
feel like someone or something
f.
biri/bir şey gibi hissettirmek
149
Deyim
feel like something/like doing something
f.
bir şey/bir şey yapma hissinde/modunda/isteğinde olmak
150
Deyim
feel like something/like doing something
f.
bir şey/bir şey yapmak istemek
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of like something
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy